Hastaneler Birlik Olunca Özelleşecek mi ?


Prof.Dr.Dilaver Tengilimoğlunun 2 Mart 2009 tarihli Medimagazin Dergisinde çıkan “ Hastaneler birlik olunca Özelleşecek mi? Konulu mülakatı
Sağlık Bakanlığı, kamu hastane birlikleri yasa tasarısıyla profesyonel bir organizasyon şeması hedefliyor. İdari ve mali özerklik çerçevesinde hizmet vermesi öngörülen birliklerde çağdaş işletmecilik, dengeli istihdam, hizmet organizasyonu, kalite, verimlilik gibi ölçütler ön plana çıkacak. Buna karşın tasarı hastaneleri ticari birer kurum haline dönüştürerek özelleştirme, hekimleri özlük haklarından yoksun birer personel haline dönüştürme riski de taşıyor.

Fatma Ergüzeloğlu-Ankara

Gazi Üniversitesi Hastane İşletmeciliği Yüksek Lisans ve Sağlık Kurumları Yönetimi Doktora Program Koordinatörü Prof. Dr. Dilaver Tengilimoğlu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunca alt komisyona sevk edilen kamu hastane birlikleri kanun tasarısını değerlendirdi.

Sağlık Bakanlığının hazırladığı kamu hastane birlikleri yasa tasarısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Birliklerin yönetim kurulunda mali müşavir, hukukçu, tıp ve diğer alanlardan temsilci bulundurma zorunluluğuna karşın sağlık kurumu işletmeciliği eğitimi almış personele yer verilmediğini görüyoruz. Mali müşavirlik ve hukuk hizmetleri dışarıdan da satın alınabilir. Yönetim kurulunda ildeki üniversite ve meslek odası temsilcisine yer verilmemesi de ayrıca bir eksiklik. Genel sekreterlik bünyesinde tıbbi hizmetler, idari hizmetler ile mali hizmetler başkanlıkları kuruluyor fakat bu başkanlıklara ilave sağlık bakım hizmetleri başkanlığı bulunmuyor. Birliğe bağlı hastanelerin hastane yöneticileri tarafından yönetileceği, fakat hastane yöneticisinin nasıl seçileceği açık değil.

Eleştirilere karşın tasarıyı destekliyor musunuz?
Evet. Hastanelere idari ve mali özerklik verilmesi iş yükünü ciddi anlamda azaltacaktır. Bakanlık merkez teşkilâtı asli işlerine yoğunlaşacak ve hastanelerdeki verimsizlik sorunu ortadan kalkacaktır. Fakat tasarıyla kamu hastanelerinin uzun dönemde özelleştirilebileceği endişesi taşıyoruz. Birliğe ait veya hizmet amacıyla birliğe tahsis edilmiş yapı ve tesislerin satışı, kiralanması ve işlettirilmesine olanak tanınıyor. Hastanelerin hizmet altyapısı, organizasyonu, kalite, verimlilik ve hasta memnuniyeti konularında nasıl bir denetim mekanizması kurulacağı açıkça anlatılmıyor. Ayrıca personelin özlük hakları konusu da sorunlu. Mevcut yöneticilerin pozisyonları düşürülüyor, bu da kadrolaşmaya zemin hazırlayabilir. Yine, mevcut personelin özlük hakları korunurken yeni alınacak personelin aynı haklara sahip olduğu söylenemez. Sözleşmeli personele “belirli sürede bitirilmesi gerekli işler olduğunda” fazla mesai yükümlülüğü getiriliyor, ancak fazla mesaiye karşılık herhangi bir ek ücret düzenlemesi yok.

Tasarının olumlu tarafları neler?
Kaynakların etkin kullanılması, profesyonel bir yönetim geliştirilmesi olumlu bir yaklaşım. Denetim mekanizması oluşturularak hastaneler arasında kaynak paylaşımının sağlanması da verimlilik sağlayacaktır. Buradaki amaç, hastanelere özerk bir yapı kazandırılmasıdır. Otonomi sağlanırsa bu durum hastaneleri hızlı karar alabilme, personel-malzeme yönetimi, planlama gibi konularda rahatlatacaktır.

Kamu hastane birliklerinde sağlık bakım hizmetleri başkanlığı kurulmamasının olumsuz etkisi ne olabilir?
Sağlık bakım hizmetleri müdürlük düzeyinde var, ama başkanlık düzeyinde alınmamış. Sağlık hizmetlerinde yurt içi ve yurt dışı örgütlenmelere hastane bazında baktığımızda üçlü bir sac ayağı görüyoruz: Tıbbi hizmetler, idari hizmetler ve bakım hizmetleri. Bakım hizmetlerinin en azından genel sekreterliğe bağlı başkanlık bazında oluşturulmasında yarar olduğunu düşünüyorum. Çünkü hasta bakım kalitesi çok önemli. Binlerce hemşire, ebe, sağlık teknikeri buraya bağlı olduğuna göre hem personel sorunlarının aktarılması hem de motivasyon açısından böyle bir daire başkanlığına ihtiyaç var.

Tasarıda ilk göze çarpan çarpıklık ne?
Sağlık hizmetleri acaba ileride ticarileşecek mi kaygısı hakim. Meslek odalarının da kaygısı bu yönde. Kamuya ait sağlık tesislerinin kiralanması, satışı gibi yetkiler verilirse ileride bu, uygulamacıların niyetine bağlı özelleştirme girişimlerine de sebep olabilir. Tasarıya özelleştirmeyle ilgili sınırlamalar eklenebilir. Bu yöndeki çabaların önünü tıkayacak mevzuat değişiklikleri yapılabilir. Hizmet alımı elbette yapılmalı. Sağlık kuruluşlarının dışarıdan direkt tıbbi hizmet alması değil de destek hizmetlerini satın alabilmesi konusunda esneklik getirilmeli. Ameliyat, cerrahi veya teşhis-tedavi hizmetleri değil ama görüntüleme-laboratuvar, yemek, güvenlik, çamaşır hizmetleri satın alınabilir. Tıbbi hizmetlerin satın alınması hastaneleri asli görevinden uzaklaştırır.

Tasarının yasalaşması hekimleri nasıl etkiler?
Şu an çalışan personelin özlük haklarının korunacağına dair ibare var. Fakat yeni alınacak personele ilişkin kaygılarımız var. Çalışma saatleri konusu sıkıntılı. Mesai ücretlerinin ödenmemesi söz konusu. Sağlıkta dönüşüm projesinin birkaç ayağı var; kamu-özel ortaklığı, tam gün yasası, hastane birlikleri. Bunlar birbirini etkileyecek uygulamalar. Tam günle ilgili sınırlamalar hayata geçerse kamuda çalışmayı tercih edecek hekimler için hastane birliklerinde çalışma zorunluluğu dışında alternatif olmayacak. Birliğe bağlı hastaneler arasında personel hareketliliği, rotasyon yeniden belirlenebilir. Hastanelerin iş yüküne bağlı olarak hasta potansiyeli dikkate alınarak kadro oluşturulmasında esneklik getirilecektir. Bazı hastanelerde 10 ortopedist görev alırken, yandaki hastanede ortopedist sıkıntısı çekilirse belki Bakanlık onayı olmadan, birlik kendi içinde bu personelin dengesini sağlayabilecektir. Aynı il bünyesinde çok da mağduriyet yaşanmayabilir, ama birden fazla ilde tek birlik oluşturulacaksa iller arasında personel değişimine gidilecektir. Bu da tabii motivasyonu olumsuz etkiler.

Hekimler, rutin görevleri yanı sıra idarecilik görevi de yapıyor; hem hekim hem idarecilik görevi çalışma hayatını nasıl etkiliyor?
Yöneticilik, tam günlü bir iş. “Hem ameliyata gireyim, bir taraftan da satın almayla, personelle ilgili karar vereyim.” gibi düşüncelerle hareket edilemez. Bunun yarı zamanlı bir iş olmadığı anlaşılmış durumda. Bir hekim yöneticilik görevine gelmek istiyorsa, bunun gerektirdiği bilgi-beceriyle kendini donatmalı. Tıp orijinli olduğu halde kendini yetiştirmiş çok sayıda hekim var. Bu hekimler, tamamen yöneticilik konularına kendilerini adapte edebilirler belki.

Kamu hastaneleri birlik halini alınca, özel hastanelerdeki profesyonel yönetim organizasyonunu karşılar hale gelir mi?
Yapılması düşünülen tam da bu. Özel hastane serbestisine sahip, hareketlilik alanı daha geniş, özerk yapılı profesyonel kadroların oluşturulması hedefleniyor. Küçük hastaneler piyasadan çekilecek gibi görünüyor zaten. Bu piyasa ortamında çok da yaşama şansları yok, yeni hastane açmak eskisi kadar kolay değil. Sağlık Bakanlığı, geçiş aşamasından sonra alabilseydi 15 Şubat kararlarını, bu denli eleştiri almazdı. Çünkü kararlardan geri adım atmak yönetimi yıpratır, eleştiriler Bakanlığı da yıpratır.

Hastanelerde uygulanan döner sermaye dağılımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Görevler arasında dağılım adaletsizliğinden söz edilebilir mi?
Performansa dayalı ek ödeme sisteminin adil olmadığı yönünde eleştiriler var. Özellikle idari personelde katkı payının düşük olduğu konusunda eleştiriler var. Meslekler arası adaletli dağılımın sağlanmadığı düşünülüyor. Döner sermayeden yapılan ek ödemenin işlem sayısını arttırdığı yönünde endişeler var. Bolu’da devlet hastanesinde birkaç branşı esas alan bir çalışma yaptık. Döner sermaye ödeme sistemine geçmeden önce hastaların ortalama yatış günlerinde, tıbbi işlemlerde yapılan sistem öncesi ile sistem sonrası tetkik sayılarında farklılıklar tespit ettik. Performans sistemine geçildikten sonra gereksiz kullanımlar olmuş. Hastalar gereksiz yere hastaneye yatmış, gereksiz işlemlere tabi tutulmuş.

Eğitim programınızın profili kısaca nasıl?
Bizim programda sağlık idarecileri yetişiyor. Hastane işletmeciliği alanında yüksek lisans programımız var. Hemen hemen her sektörden aday var; tıp kökenli, hemşire, işletmeci, eczacı, biyolog vb. her alandan öğrenci var. Üniversitelerde son yıllarda giderek artan oranda sağlık yöneticiliği, sağlık kurumları işletmeciliği gibi değişik isimler altında yüksek lisans düzeyinde programlar açıldı. Öyle sanıyorum ki, lisans eğitimi veren dört okul var, ikisi de açılmak üzere. Yirmiye yakın yüksek lisans ve 2 tane de doktora programı var. Sağlık Bakanlığı bünyesinde de mevcut yöneticilere yönelik uzaktan eğitim programı içinde sağlık programları işletmeciliği sertifika programı başlatıldı. Başlangıçta yaklaşık 500 yönetici katılımı sağlandı. Kamu hastane birliklerinin yasalaşması durumunda, mevcut pozisyonda görev yapan yöneticilerin mağduriyet yaşamaması için bu eğitimler bir fırsattır.

Bakanlık, hastane yöneticiliği görev tanımını çok da ciddiye almıyor gibi...

236 okunma

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

E-Bordro Giriş

e bordro

Hava Durumu

Antalya
Ankara